DOMUZ GRİBİ AŞISI...

4/11/2009 · Kategori: gunluk


        İl Sağlık Müdürlüğü çalışanları olarak malum domuz gribi aşılarımızı olmaya başladık.Bir sürü kafa karışıklığımız olmasına rağmen bilimsel düşünerek,kar-zarar hesapları yaparak en doğrusunun bu aşıyı olmak olduğuna karar veren ilk grup aşılarımızı yaptırdık.Aşılar yapılırken çocuklar gibi şendik ama olduktan sonra hepimizin kafasının içinde bir dünya ???? işareti oluşmaya başladı.Beli,başı ağrımaya başlayanlar,eli,yüzü kızaranlar,halsizleştim mi ben diye kendi ateşini ölçmeye çalışanlar da olmdı değil...
      Sağlık Bakanlığının her şeye rağmen yürütmeye çalıştığı aşılama kampanyası ve sloganını çok beğendiğim "Her şey elimizde " kampanyasını destekliyorum.Temizlik hassasiyetimizin artması,çocuklarımızın bilinçlendirilmesi hele ki yaklaşan kurban bayramı öncesinde sarılmadan,öpüşmeden,el ayak öptürmeden bayramlaşmanın öğrenilmesi gerektiğini düşünüyorum..
      Hepimize sağlıklı günler diliyorum... 

      Domuz Gribi hakkında merak ettiğiniz herşeyi   Sağlık Bakanlığı'na ait  http://www.grip.saglik.gov.tr/halka-yonelik-bilgiler-il9.html    sitesinden ulaşabilirsiniz..     

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Mıchael ölmüş

26/6/2009 · Kategori: gunluk

                                                                 

           Hayranı olduğunuz birinin ölmesi onu hiç tanımıyor olsanızda garip bir hüzün veriyor insana.En son Cem Karaca öldüğünde böyle olmuştum.Bu sabah her zamanki rutinim olan Yılmaz Özdil okumak için Hürriyetin internet sayfasına girdim.Hemen ekranın sağında Popun ilahı öldü yazıyordu.Tuhaf bir şekilde çok üzüldüm.
           Daha yeni yeni genç kız olmaya başladığım dönemlerde Blue jean dergisi almaya başlamıştım.Tabi o zamanlar böyle internet falan yok,alıp resimlerine baktığımız,ingilizce şarkılar ezberlemeye uğraştığımız bir dönemdi o.İşte tam olarak hatırlamıyorum bir ay dev posterini vermişti dergi,bende onu alıp dolabımın iç kapağına yapıştırmıştım.Yaz tatilinde annannem bize gelmişti,yaşlı kadın tabi sen dolabı açınca resmi gör,evde biri var diye feryat figan bağır:))))O kadar gülmüştüm ki anlatamam.
         Lisede sınıfta arkadaşım vardı Pınar Türk.Şimdi Sinop'un bir yerlerinde ebelik yapıyor.(selam olsun)Oda ianılmaz hayrandı Mıchaele.Bir türlü paylaşamazdık şarkılarını...Herkes bilirdi onu ne kadar sevdiğimizi.
        Bütün şarkılarını ezbere bildiğim,dansına hayran olduğum,müziğine bayıldığım adam ölmüş bugün.Sabahtan beri radyolarda,haberlerde şarkıları çalıyor.Artık aynı tadı yok,bir garipler sanki şarkıların boynu bükülmüş,sizde hissettiniz mi?

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

BİR KADIN GİTTİĞİNDE....

8/6/2009 · Kategori: gunluk

          Yazının başlığı sanırım kulaklarımda,belleğimde kalan bir Can DÜNDAR yazısına ait.(ya da en azından buna benzer birşey okumuştum)04 Haziran perşembe günü bir kadın gitti hayatımızdan.Eşimin dayısının kızı,benim canım eltimin ablası Hülya abla gitti.Giderken ardında kalacakları hesaplamamıştırnerden bilebilirdi ki bu kadar erken gideceğini.Kim tahmin eder ki bu yaşta,böyle mutlu bir günde ölüme gideceğini.
        Eşimin dayısının kızı Hülya abla.Tahmin edeceğiniz gibi pek paylaşım yaşamadığım,bayramdan bayrama gördüğüm bir ablaydı.Ama hayatın ona hazırladığı bu son beni oldukça derinden etkiledi.Ölüm üzerine,kalım üzerine o kadar çok düşündüm ki..Aklım karıştı.Anlamsızlaştı hayat içindeki koşturmacalarımız,hep bir yere yetişme telaşlarımız,kavgalarımız,kalp kırıklarımız...Ne için di  bu telaş.Sonunda varılacak nokta aynıysa eğer.Sonu hiç düşünmeden yaşıyor insan.Ne acı...
        Olan hayatında ki tuza bibere oluyor.Çocukların,eşin,annen,baban,kardeşin.....Göz yaşları sel olsada kuruyor bir müddet sonra.Ama boşluk kocaman,içinde,yüreğinde,anılarında...Boşluklarıyla yaşamayı öğreniyor insan.
        Bir kadın öldüğünde,beraberinde bir bacıyı götürür,bir anneyi,bir eşi,bir sevgiliyi...Bir kadın öldüğünde ...............
       

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Hayvanları Sevelim

27/5/2009 · Kategori: cocuk




       Mesai arkadaşım Tahsin'in dünyalar güzeli bir köpeği var.Adı Dudu.Dudu 'nun tek seferde 6 yavru birden doğurduğunu duyunca önce ben sonra çocuklarım gidip yavruları görmek istedik.Babamızda bu keyfimize ortak olunca atladığımız gibi arabaya gittik Dudu kızın yanına.İşte Dudu'nun yavruları;

         Nasıl güzeller değil mi?


           Çocuklarıma hep sevin dedim,doğayı,insanı,hayvanı.Dokunun sevdiğinizi hissetmesine izin verin.Ağaca dokun seni tanısın,hayvana dokun seni hissetsin,çiçeği kokla...
           Zaten tüm çocuklar hayvanları sever.Eğer onları korkutmaz ya da yanlış yönlendirmezsek Yaradandan ötürü yaratılanı seven büyükler olurlar.Yarınlar daha güzel olur.Umarım çocuklarım bu öğütlerimi ciddiye alıarak büyürler.
          Ama baksanıza çok güzeller.(hem Dudu'nunkiler hem benim yavrular)

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

BİR ÖMÜR(Türkan Hoca)

21/5/2009 · Kategori: gunluk

       Gitti anlı şanlı gitti.Ardında herşeye inat,soğuğa ayaza inat açan,açacak olan kardelenler bırakarak gitti.Ardında kocaman bir ışık yakarak gitti.Sloganlarla,alkışlarla,dualarla gitti.
        Ölüm haktır.HER CANLI BİR GÜN ÖLÜMÜ TADACAKTIR.Ama böyle uğurlanmayı bu dünyada hak ederek gidecek kaç insan vardır?Uğurlar olsun...Umarım mekanın cennet olsun...

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

KUPA KARTALI

13/5/2009 · Kategori: gunluk

                         
          İşte yine bir Fenerbehçe Beşiktaş maçı sonrası yazı.İlk iki yazımda lig maçında kaybetmiş olmanın  verdiği üzüntü ile yazılmış,yenilsende yensen de taraftarın senle tarzında yazılardı.İlgilenenler blog geçmişimde bu yazıları bulabilirler.Ama bu sefer başka...:))))
         Anlı şanlı,hakederek havaya kaldırılmış bir kupa.Hemde ne kupası Fenerbehçe'nin 26 yıldır müzesine götüremediği kupa.TÜRKİYE KUPASI...Nerde şimdi Beşiktaş Spor Klübü Müzesinde....
         Bu sevinci özlemişiz inşallah devamı gelirde şampiyonlukta bizim olur...
                                  YER SİYAH GÖK BEYAZ ŞAMPİYON BEŞİKTAŞKKalp

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

YALOVA'YA BAHAR GELMİŞ

26/4/2009 · Kategori: aile







            Evde oturup televizyon veya bilgisayar başından ayrılmayanlar,ev ev gezerek pasta börek yiyip kocaman K'lar büyütenler bu duyurum sizler için.Memeleketin dört bir yanına bahar gelmiş haberiniz olsun.Mesela Yalova'ya kesin olarak gelmiş.Bugün yaptığımız Sudüşen Şelalesi gezimden sonra bunu daha net söyleyebilirim.Her yer yemyeşil,kuş sesleri kulakları şenlendiriyor,şelale coşmuş.
          Hadi bırakın tembellik etmeyi.Alın çoluğunuzu çocuğunuzu çıkın dışarıya.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

EBELER GÜNÜ(21-28 NİSAN)

24/4/2009 · Kategori: gunluk

       Ana-Çocuk Sağlığı hizmetleriyle birlikte, doğum öncesi, doğum ve doğum
sonrası dönemde anneye ve bebeklere bakım hizmetleri veren ebeler, sağlık alanında yurdumuzun her köşesinde oldukça önemli ve kutsal bir görev ifa etmektedirler.

     Anne ve bebek ölümleri oranındaki yüksekliğin, istihdam edilen ebe sayısının yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Türkiye’de, ebelik mesleğinin önemi yeterince anlaşılmamaktadır. Ebelik, 1909 yılına kadar anadan kıza geçen, görgü ve deneyime dayanan meslek olarak görülmüştür. O dönemde eğitim gerektirecek bir uzmanlık alanı olarak görülmeyen ebelik, bugün de aynı şekilde gereken öneme sahip değildir. Oysa ebenin, birinci basamak sağlık hizmetlerinde önemli bir rolü vardır. 

     Meslekte 13. yılını çalışan bie ebe olarak,görev tanımlamamızın tam olarak yapılmadığı sürece camia içinde gerekli değeri göremeyeceğimizi düşünüyorum.Kimsenin gitmeyi göze alamadığı ülkemin en ücra köşelerinde sağlık evlerinde hekim yokken ebeler vardır.Ulaşılması en kolay meslek grubu insanıdır.Ben 17 yaşında kaza-i rüşt kararı alarak göreve başladım.Bir köy sağlık evinde insanların canları bana emanet edildi.Ki ben pek çok arkadaşıma göre oldukça şanslıydım.Karadenizde güzel bir şehrin merkeze yakın güzel bir köyünde göreve başlamıştım.Ama benimle beraber,benden önce ve sonra götreve başlayan pek çok arkadaşım çoğu insanın adını bile duymadığı mecralarda göreve başladılar.Hemde o yaşlarda. 

     Asla yanlış anlaşılmak istemem,görev nerde verilirse yapılmalıdır.Yapılacaktır da.Ama benim isyanım ebelerin sağlık meslek liselerini bitirir bitirmez TEK BAŞLARINA ücra birimlerde çalıştırılmasıdır.Bunu hiç bir zaman doğru bulmadım,bulacağımıda sanmıyorum.İnsanlar şimdi liseyi bitiren çocuklarını gözlerinin önünden ayırmaya kıyamazken,bizler anamızdan babamızdan ayrı(zaten bir çoğumuz yatılı okumuşuzdur)bir serüvene atılıyoruz.Umuyorum bundan sonra sağlık politikalarında ebelerede gereken değer verilir ve yeni düzenlemelerle çalışma hayatları kolaylaştırılır.

    Anne ve bebek sağlığının neferleri olan tüm meslektaşlarımın ebeler haftasını kutluyorum..

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

DEPREMDE YAPILMASI GEREKENLER(YAZI ALINTIDIR)

2/4/2009 · Kategori: gunluk

Adım Doug Copp. Dünyanın en tecrübeli kurtarma birimi Amerikan
Uluslar arası Kurtarma Ekibinin Kurtarma şefi ve afet olayları
müdürüyüm. Bu makaledeki bilgiler bir deprem anında hayat
kurtaracaktır.

875 yıkılmış binaya sürünerek girdim, 60 ülkeden kurtarma
ekipleriyle çalıştım, birçok ülkede kurtarma ekipleri oluşturdum, ve çok sayıda ülkede birçok kurtarma ekibinin üyesiyim. 2 Yıl boyunca birleşmiş milletler felaket "azaltma" uzmanıydım. 1985'ten beri aynı anda gerçekleşenler hariç dünyadaki bütün büyük felaketlerde çalıştım.

1996'da benim hayatta kalma metodumun geçerliliğini ortaya koyan bir film yaptık. Türk hükümeti, İstanbul belediyesi, İstanbul Üniversitesi, Case yapımcılık, ve ARTI bu pratik ve bilimsel testin filme alınmasında işbirliği yaptılar.
İçinde 20 maket (mannequis) olan bir okulu ve evi yıktık. On maket "çömel ve korun" metodunu uygularken, 10 maket "hayat üçgeni" metodumu uyguladı. Tasarlanmış yıkımdan sonra görüntüleri filme almak ve sonuçları belgelemek için enkazı geçip binaya girdik. Bina yıkımlarında oluşabilecek şartlar dahilinde direk olarak gözlemlenebilen ve bilimsel şartlar altında hayatta kalma tekniklerimi uyguladığım film "çömelip korunan/saklanan" kişiler için hayatta kalma şansının sıfır olduğunu ortaya koydu.
Hayat üçgeni metodumu kullananlar için hayatta kalabilme şansı yaklaşık olarak % 100 oldu. Bu film Türkiye'de ve Avrupa'nın geri kalan kısmında milyonlarca izleyici tarafından izlendi. Bu film ABD, Kanada ve Güney Amerika'da RealTV programında izlendi.
Enkazına girdiğim ilk bina 1985 Mexico City depreminde bir okuldu.
Bütün çocuklar sıralarının altındaydı. Her bir çocuk kemiklerinin
kalınlığına kadar ezilmişlerdi. Sıralarının yanındaki koridorlara
uzanmış olsalardı hayatta kalmış olabilirlerdi. Bu "ayıptı,
gereksizdi" ve çocukların neden koridorlarda (sıraların arasında)
olmadığını merak ettim. O an, çocuklara bir şeyin/eşyanın altına
saklanmalarının söylendiğini bilmiyordum.

Basitçe ifade edilirse, binalar yıkılırken, objelerin üzerine düşen
tavan ağırlığı veya içerideki mobilyalar bu nesnelere çarparken
yanlarında bir yer, boşluk bırakırlar. Bu boşluk benim "hayat
üçgeni" dediğim alandır.

Nesne ne kadar büyük ve ne kadar dayanıklı olursa daha az
ezilecektir.

Nesneler ne kadar az ezilirse boşluk ve bu boşluğu kullanan kişinin
yaralanmama olasılığı o kadar artar. Bir dahaki sefere televizyonda yıkılan bina izlerken gördüğün üçgenleri say. Heryerdeler.

Yıkılan bir binada göreceğiniz en yaygın biçimdir.
Deprem anında hayatta kalma, ailelerine bakma ve başkalarını
kurtarma hakkında 750 bin nüfuslu Trujillo kentinin İtfaiye bölümünü eğittim. Trujillo İtfaiye Departmanının kurtarma şefi Üniversitede profesördür.

Bana her yerde eşlik etti. Kişisel ifadeleridir:
"Adım Roberto Rosales. Trujillo kurtarma ekibi şefiyim. 11
yaşındayken çöken bir binada mahsur kaldım. Mahsur kalışım 1972
yılında 70.000 kişini öldüğü depremde oldu. Erkek Kardeşimin
motosikletinin yanında oluşan "hayat üçgeni" içinde hayatta kaldım.

Yataklarının veya sıraların, masaların altına giren arkadaşlarım
ezilerek öldüler (isim, adres vb detayları anlatıyor). Ben hayat
üçgeninin yaşayan örneğiyim. Ölen arkadaşlarım "çömel ve korun" örnekleridir.


DOUG COPP'UN ÖNERİLERİ

1) "Binalar çökerken basitçe "çömelen ve korunan" kişiler istisnasız her defasında ezilerek ölüyorlar. Masa, araba gibi nesnelerin altına giren kişiler her zaman ezilirler.
2) Kediler, köpekler ve bebekler'in hepsi doğal bir şekilde
dizlerini ana rahmindeki gibi karınlarına doğru çekerek kıvrılırlar.
Deprem anında sizde bu şekilde kıvrılmalısınız. Bu doğal bir
güvenlik ve hayatta kalma içgüdüsüdür. Daha küçük bir boşlukta
hayatta kalabilirsiniz. Hafifçe ezilecek ama yanında boşluk
yaratacak bir kanepe, geniş büyük bir eşyanın yanında durun.

3) Ahşap evler deprem anındaki en güvenli yapılardır. Sebebi
basittir; ahşap esnektir ve depremin zorlamasıyla hareket eder. Eğer ahşap bina çökerse geniş yaşam boşlukları oluşur. Ayrıca, ahşap binalar daha az yoğunlukta yıkılış ağırlığına sahiptir. Tuğla
binalar ayrı tuğla parçalarına ayrılacaklardır. Tuğlalar bir çok
yaralanmalara sebep olacaktır, ama (beton) bloklardan daha az
ezilmiş vücutlar yaratırlar.

4) Eğer gece yataktayken deprem olursa, basitçe yuvarlanarak
yataktan düşün. Yatağın çevresinde güvenli bir boşluk oluşacaktır.
Oteller müşterilerine deprem anında yatakların yanında yere
uzanmalarını salık veren bir uyarı notunu odalarda her kapının
arkasına asarlarsa depremlerde çok büyük hayatta kalma oranlarını sağlayabilirler.

5) Televizyon izlerken deprem olursa ve kolayca kapıdan veya
pencereden dışarı kaçmak mümkün değilse, kanepe veya büyük bir
koltuğun/sandalyenin yanında cenin pozisyonunda kıvrılarak yere
uzanın..

6) Bina çökerken Kapı kirişlerinin altına geçen herkes ölür...Nasıl
mı? Eğer kapı kirişlerinin altına geçerseniz ve kapı kirişi öne veya
arkaya doğru düşürse inen tavanın altında ezilirsiniz. Eğer kapı
kirişi yana doğru yıkılırsa ikiye bölünürsünüz. Her iki durumda da
ölürsünüz!

7) Hiçbir zaman merdivenlere gitmeyin/yönelmeyin. Merdivenler (ana binadan) farklı bir "frekans aralığına" sahiptir; ana binadan
bağımsız/ayrı olarak sarsılırlar. Merdivenler ve binanın geri kalanı
devamlı olarak birbirlerine çarparlar, ta ki merdivenlerin yıkılışı
gerçekleşene kadar. Merdivenlere ulaşan insanlar basamaklar yüzünden yaralanırlar. Korkunç şekilde sakatlanırlar. Bina yıkılmasa dahi, merdivenlerden uzak durun. Merdivenler binanın hasar görmesi en muhtemel kısmıdır. Depremde yıkılmamış olsa dahi, merdivenler bağırarak kaçmaya çalışan insanların aşırı yüklenmesi ile çökebilir.

Merdivenler binanın geri kalan kısmı zarar görmemiş olsa dahi her
zaman güvenlik açısından kontrolden geçirilmelidir.

8) Binanın dış duvarlarına yakın yerlerde durun, mümkünse dışına
çıkın. Binanın iç kısımlarındansa dış kısımlarına yakın yerlerde
olmak çok daha iyidir. Binanın dış çevresinden ne kadar içeride
olursanız, çıkış yolunuzun kapanma ihtimali o kadar artacaktır.

9) Aynen Nimitz yolundaki katlar arasındaki (yıkılan) blokların
meydana getirdiği gibi, deprem anında üst yolun yıkılmasıyla ezilen
araçların içinde bulunan insanlar ezilirler. San Francisco
depreminin kurbanlarının hepsi araçlarının içindeydiler. Hepsi öldü.
Araçlarının dışına çıkıp,aracın yanına uzanıp veya oturarak
kolaylıkla hayatta kalabilirlerdi. Ölen herkes eğer araçlarından
çıkıp, araçlarının yanına oturabilseler veya uzanabilselerdi yaşıyor
olabilirdi. Ezilen bütün araçların yanında-kolonların direkt olarak
üzerine düştüğü araçlar hariç- 3 feet yükseklikte boşluklar
oluşmuştu.

10) Enkaz halindeki gazete ofislerini ve çok miktarda kağıdın olduğu ofisleri dolaşırken kağıdın sıkışmadığını/ezilmediğini keşfettim. Kağıt yığınlarının/kümelerinin etrafında geniş boşluklar bulunur/oluşur.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::